İSLAMIN İLK DÖNEMLERİNDE " MEDİNE"

İslamın İlk Dönemlerinde Medine

 

Hicret sırasında Mekke’den gelen Müslümanları Medineliler misafir ettiler ve Medine halkı Ensar unvanı aldı. Mekke’den gelenlere ise muhacir deniyordu. Hz. Muhammed Medine’nin güney batısında yer alan Kuba denilen yerden Medine’ye girdi. Burada durarak İslamiyet’in ilk mescidini yaptı. Günümüzde de aynı isimle anılan bir cami yer almaktadır. Hz. Muhammet 14 gece kadar Kuba’da Beni Avf mevkinde kalmıs ve bu müddet zarfında Kuba mescidini insa etmistir. Hz. Muhammed’in Medine’ye Hicret edecegini duyan halk onu karsılamaya çıktılar, uzaktan görüldügünde kadın erkek çoluk çocuk herkes kosuyor, siirler okuyor, sarkı ve kasideler söylüyorlardı. Bu karsılama yerinde su an bir Osmanlı kalesi bulunmaktadır. Hz. Muhammet Cuma namazını yol üzerinde bir dere kenarında 100 kadar ashab ile birlikte kıldı. Bunun anısına daha sonraları bu bölgeye Cuma mescidi insa edilmistir. Çok fazla restorasyona ve degisiklige ugrasa da Osmanlı tarzı ile hâla ayaktadır.

Cuma namazının ardından Kuba’dan ilerleyerek Medine’ye deve üzerinde gelen Hz. Muhammet, kendisini misafir etmek isteyenler arasında bir seçim yapmamak için devesinin basını bos bırakır. Devenin çöktügü bos tarlada daha sonra Hz. Muhammet’inmescidi ve kabri yer aldı. Eyüp Sabri Pasa ise bugünkü Mescid-i Nebevi’nin güney dogusunda Eyüp Sultan Hazretlerinin evinin önünde durdugundan bahsetmektedir. Bu ev Osmanlı dönemi sonuna kadar degisik sekiller alarak var olmus yalnız genisletme çalısmaları dolayısıyla yıkılmıstır.

Medine hicret esnasında tam anlamıyla sehirlesmis, tarıma dayalı bir ekonomik yapıya sahipti. İslamiyetle birlikte idare ve savunma, ekonomik ve Pazar dini hayat gibi medeni  hayatın önemli unsurları düzenlendi. Sehir Planı Mescid-i Nebevi merkezli olarak getirildi ve bazı yapılar korundu. Mahallelerin sayısı artarken bazı kenar semtlerde sehrin parçası haline geldi. Fetihlerle birlikte gelirin artması üzerine, genis ve güzel evler konak tarzı yapılar insa edildi. Daha sonraki devirlerde de Medine’de sürekli bir düzenleme ve imar islerinin devam ettigi görülmektedir. Harem-i serifin Hz. Ömer, Hz. Osman, I.Velit, Mehdi-Billah, Sultan Kayıtbay tarafından genisletilmesi ve çevrenin düzenlenmesi sehrin fiziki yapısında önemli degisikliklere sebep oldu. Su sebekesi, kamu ve çevre saglıgı ile sehir içi ulasımın saglanması yolunda sürekli tedbirler alınarak sehrin fiziki yapısına sosyal ve kültürel bina kompleksleri ilave edildi.

Ashabından vefat edenler için Bakî mevkini mezarlık olarak sehir planına kattı ve burası  Cennetül Baki olarak anıldı.

Medine’de Abbasî döneminden itibaren halifeler, hanedan mensupları ve diger ileri gelenler tarafından olusturulan zengin vakıflar sayesinde idari binalar Mescid, medrese, tekke, zâviye ve ribatlar, hac mevsimlerinde Medine’ye gelenler için misafirhane görevi de yapıyordu. Malzemelerin genellikle Hicaz dısından getirilmesi isnatların maliyetlerini artırmasına ragmen sehrin mukaddes konumu dolayısıyla burada insaat yapmak bir prestij sorunu olmustur.

Büveyhi Hükümdarı Abdüddevle tarafından saldırılara karsı koymak için 971 de tas ve kerpiçlerle sehir sur’u insa edilmistir. 1162 yılında Nurettin Mahmut Derie Medine’de bir medrese yaptırmıs olan zengilerin ünlü veziri Cemalettin el-İsfahani tarafından surlar yeniden insa edilmistir. Abdüddevle’nin yaptırdıgı hastaneyi de Memlük Sultanı I. Baybars tamir ettirmistir.