TARİHE NOT DÜŞMEK - KUDÜS

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT); ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanımasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üstün gayretleri ile İstanbul’da toplandı ve tarihe bir not düşüldü.

Kudüs “İslamın kırmızı çizgisidir” ve “Doğu Kudüs Filistin’in Başkentidir”.

Öncesindeki fotoğrafa bakıldığında; Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve skandal Kudüs kararını veren ABD Başkanı Donald Trump, Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi açılışında dünya küresine birlikte ellerini koymuş ve bu fotoğraf dünya kamuoyunda ses getirmişti.[1]

Ama; karşılığında İİT Olağanüstü Zirvesi'ne 48 ülkeden katılım olurken, Afganistan, Azerbaycan, Brunei, Endonezya, Filistin, Gine, İran, Katar, Kuveyt, Komorlar, Lübnan, Sudan, Ürdün ve Yemen Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı ya da Kral, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı, Cibuti, Kazakistan Meclis Başkanı, Pakistan ve Malezya Başbakan, Özbekistan Senato Başkanı, Umman Sultan'ın özel temsilcisi düzeyinde katılım sağlıyordu. Nedense bazı İslam ülkeleri çekinmişler bazıları da satılmışlıklarını tescillemişlerdi.

Tarihi zirvenin en dikkat çeken ismi Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro oldu. Soydaşlarım Filistinliler için içim yanıyor dedi. Demek ki insanlığın ölmediği yerler ve insanlar var. Ümit var yani..

Ve sonuç bildirisi yukarıda belirttiğimiz gibi doğu Kudüs Filistin’in Başkentidir kararı ile duyuruldu.

Kriz fotoğrafında yer alan Sisi’nin Ülkesi Mısır İstanbul’da düzenlenen Kudüs Zirvesinin bir sonuç doğurmayacağını kapak yaparak Filistin’in egemenlik hakkını da yok saydı. İsrail’in desteği ile darbe yaparak yönetimi ele geçiren Sisi elbette İslami bir duruş sergileyemezdi.

ABD’nin baskısı ile Katar’a ekonomik yaptırımlar konusunda epeyce ortalığı karıştıran Suud Ailesi ise 300 milyar dolarlık ABD malı silah almaya zorlandı, paraları bayıldılar, ABD hedeflediği parayı aldı ve Katar baskısı yavaşça kaldırıldı. Bu arada bu baskının etkisi ile Katar’da 10 Milyar doları ABD’ye bayılmak zorunda kaldı. Ne ticaret ama. Eşkıya sistemi.

Ardından Filistin’i kaybedişimizin 100. Yıl dönümünde Kudüs İsrail’e hediye edilmeye çalışıldı, karşısında İslam İşbirliği Teşkilatını ve sonucunu buldu.

Buraya kadar anlatılanlar güncel olduğu için muhtemelen tüm okuyucular konuya vakıflar.

Burada konuya ciddi bir parantez açıp yabancı bir tarihçi gözü ile Türk Milletine ve rolüne bir göz atalım.

Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. Joseph Von Hammer

Türkler 100 yıllık uykularından uyanıyor ve tarihe not düşüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “One minute “ dediğinde dünya şaşkın bakışlarla O’nu izliyordu.

Dünya 5’ten büyüktür dediğinde aynı şaşkın bakışlarla izliyorlardı.

İçerdeki şapşalları ise bir korku salmıştı. ABD çok kızar ve ekonomik ambargo koyar, hatta biz İsrail ile baş edemeyiz diyecek kadar korktular. TV kanallarının ahmak sunucuları şimdi ayvayı yedik naraları atılar, elbette ki kurulmuşlar ve öyle kurgulanmışlardı. Yem yediklerine karşı gelmeleri imkansızdı.

Türkler uyanmaya başlayınca açık ya da gizli düşmanlar Türkiye aleyhine kampanyalara başladılar.

28 Şubat hezeyanları, 40 yıldır durdurulamayan terör, gezi olayları, 25 Aralık kumpasları, 15 Temmuz darbe girişimleri en adi saldırı biçimleri idi.

Elbette bu uyanış Özal’ın ilk hamlelerinde saklı idi. O’nu durdurdular. Sonrasında faili meçhul cinayetler, İslami hassasiyetlere saldırılar, başörtüsü üzerinden kadınların itibarsızlaştırılması, 1000 yıl sürecek denilen laik saldırılar aslında hep dış mihraklı idi, sadece içeriden paravanlar bulunmuş ve kullanılıyordu.

Artık bu ülke uyanıyor ve bizimle birlikte inanç birliği yaptığımız ülkeler de uyanmaya başladı.

İnşaallah bu uyanış hayırlara vesile olacak ve yeniden dirilişimize vesile olacaktır. Yoksa lanetlenmiş bir topluluğun bize tahakküm kurması izah edilemez.

Ahmet TÜRKAN - HABERNAME